Türk Dînî Mûsikîsinde Mevlid Geleneği – Nuri Özcan

Mevlid kelimesi sözlükte doğmak, doğum yeri ve doğum zamanı gibi anlamlara gelmektedir. Mevlid, İslâm edebiyatı ve sanatında Resûl-ü Ekrem’in doğum yıldönümünde yapılan merasimlere isim olmasının yanı sıra bu törenlerde okunmak üzere yazılmış eserlerin de ortakadıdır. Mevlid kelimesini, “yeni doğan” anlamına gelen “Mevlüd”den ayırmak gerekir.

Hz. Peygamber ve Hulefâ-yi Râşidîn dönemleriyle Emevi ve Abbasi devirlerinde Peygamberimiz’in doğum yıldönümü kutlamalarıyla ilgili herhangi bir uygulamaya rastlanmamaktadır. İslâm tarihinde mevlid merasimlerine önce arap dünyasında başlanmıştır. Kaynaklarda, ilk mevlid merasimlerinin Mısır’da Fâtimîler devrinde Muiz-lidînillah döneminden (972-975) itibaren tertib edilmeye başlandığı ifade edilmektedir. Sadece üst düzey devlet görevlilerinin katıldığı bir devlet töreni mâhiyetinde olan bu kutlamalara halkın kısmen katıldığı anlaşılmaktadır.

İslâm dünyasında ihtişamlı ve parlak merasimlerle ilk mevlid törenleri, “Muazzam” lakabıyla tanınmış, Selâhaddin-i Eyyubi’nin kayınbiraderi Erbil atabeglerinden Muzafferüddîn Kökböri (1190-1233) zamanında başlamıştır. Ulemâ, tasavvuf ehli, vâiz, kurrâ ve şairlerin de iştirak ettikleri ve günlerce süren bu merasimlerde zikir ve semâ meclisleri de düzenlenirdi. Endülüslü hadis âlimi ve tarihçi İbn Dihye el-Kelbî, 1207 yılında Erbil’e uğradığında Et-Tenvîr fî Mevlîdi’s-Sirâci’l- Münîr adlı mensur bir eser yazarak Muzafferiddîn Kökböri’ye takdim etmiştir. İbn Dihye’den önce bu mahiyette bazı eserler kaleme alınmışsa da Et-Tenvîr, İslâm edebiyatında ilk mevlid kitabı kabul edilir. Memlükler döneminde de Mısır’da ihtişamlı mevlid kutlamaları devam etmiştir. Bu dönemde en muhteşem törenlerin, el-Melikü’l-Eşref Seyfeddin Kayıtbay zamanında (1468-1496) yapıldığı kaynaklarda zikredilmektedir.

OSMANLILAR’DA MEVLİD MERASİMLERİ
Osmanlı Devletinde, daha önceki dönemlerde yapıldığı bilinse de ilk resmî mevlid merasimlerinin Sultan III. Murad Han’ın saltanatı zamanında 1588 yılında başlatıldığı ve devlet teşrifâtında yer aldığı kaydedilir. Mevlid törenleri saray, konak ve evlerde yapıldığı gibi, padişahın katıldığı “Mevlid alayı” denilen merasim yürüyüşünün ardından bir “Selâtîn camiinde” tertib edilirdi. Topkapı Sarayı’ndaki törenler bazen Ağalar Camii’nde bazen de Çinili Köşk’te yapılırdı. Son dönemlerde ise başta Sultanahmet Camii olmak üzere Eyüp Sultan, Bayezid, Eminönü Vâlide Sultan (Yeni Camii), Nusretiye ve Yıldız Camii’lerinde mevlid merasimleri devam etmiştir. Sultanahmed Camii’ndeki merasimlerde Padişah, Sadrazam, Şeyhülislâm, vezirler, Anadolu ve Rumeli Kazaskerleri, askerî ve idârî erkân ve ulemâ özel kıyafetleriyle hazır bulunurlardı.1 Eyüb Sabri Paşa (ö.1890)’nın Mir’âtü’l-Haremeyn adlı eserinde kaydettiğine göre Rabîü’l-evvel’in 12’si Medine’de resmi tatil olup kaleden toplar atılır, insanlar temiz ve güzel elbiselerini giyerek dolaşır ve birbirlerini tebrik ederlerdi.

Bu gece Mescid-i Nebevî’de ihyâ edilirdi. Sabaha karşı Bâb-ı Nisâ önünde toplanılır, güneşin doğmasıyla birlikte burada kurulan kürsü üzerinde önce bir hatip bir hadis okuyup padişaha duâ eder ardından mevlid bahirleri sırayla okunur, yapılan duâ ile merasim sona erer, daha sonra ikram edilen şerbetler içilerek dağılınırdı. Mevlid kutlamaları 1910 yılından itibaren Osmanlı Devleti’nde resmi bayramlar arasında yer almışsa da Cumhuriyet’in ilanından sonra kaldırılmıştır.

TÜRK İSLÂM EDEBİYATINDA MEVLİD GELENEĞİ
Türk edebiyatında mevlidlerin ayrı bir yeri vardır. Bu eserlerde Hazret-i Peygamber sevgisinin yoğun bir şekilde işlendiği görülür. Çoğunlukla manzum olarak kaleme alınmış Türkçe
mevlidlerin sayısının 200 civarında olduğu söylenir. Daha önce bu mâhiyette kaleme alınmış bazı eserlerin mevcudiyeti bilinmekte ise de Süleyman Çelebi (ö. 1422)’nin 1409’da kaleme aldığı Vesîletü’n-Necât (Kurtuluş yolu) adlı mesnevîsinin ilk mevlid olduğu görüşü yaygındır.2 Yukarıda da zikredildiği gibi çok sayıda mevlid yazıldığı halde Vesîletü’n-Necât’ın özellikle dilindeki sadelik, onun yüzyıllar boyu büyük bir rağbetle okunlasını temin etmiştir. Vesîletü’n-Necât’ın muhtevası ana başlıklarıyla şöyledir: Münâcât; yazar için duâ ve kitaptaki kusurlardan dolayı özür dileme; âlemin yaradılış sebebi; Hz. Peygamber’in ruhunun yaradılışı; Muhammedî nûrun intikâli; Hz. Muhammed’in doğumu sırasında meydana gelen fevkalâde haller; Hz. Peygamberin övülmesi; mucizeleri; mi’râcı, hicreti ve bazı vasışarı, nükte ve nasihat, kötü işlerden sakındırma, risâletin tebliği, Hz. Peygamber’in vefatı, kitabın sonu ve duâ.

Makalenin devamını Keşkül Dergisi’nin 8.sayısında bulabilirsiniz.

Abonelik hakkında 0212 511 24 24 numaralı telefondan bilgi alabilirsiniz.

Be Sociable, Share!