Suyla Örtünmek – Leyla İpekçi

Gecenin içinde rahat edersin. Henüz ayak basılmadık diyarlar yakına gelir, bir görünüp bir kaybolurlar. Uğultu duyulur uzaklardan. Derken bir yıldız, aşağı sarkıttığı ipiyle yukarı çeker seni, kendine ayırır. Melekler altın suyuna batmış bir kabın kenarında titreşmektedir. Billur sular, durgun sular çalkanır masumiyet ikliminde. Ay dalgalanır sac kaplarda… 

Sonra ninniler, boğuk inilti, inatçı yakarışlar, dudaklardan esirgenen mırıltı… Düşlerle dolu bir öykü başlamıştır yavaş yavaş.

Eşya, esrarına kendiliğinden bürünmüş, tüm karanlıkları kuşatan tanımsız bir renge dönüşmüştür. İner gece, iner iyice. Söner ışık. Gökadalar açılacaktır yukarıda. Dalga dalga…

Kımıltısız zerre bulamazsın. Üşüşen hayal, yarı saydam katmanlar, ara âlemler… Düşlerin tutuşmuş dallarına bir dua asılır, sonra bir dua daha… Kuşların ilk cıvıltısına dek sallanıp duracaklardır baş döndüren boşlukta. Bir mum alevinin cılız ışığında bütün geçmişleri barındırır gece; senin, benim… En eski ölülerin bile… Sırların üzerindeki örtü hafifçe aralanmaktadır. Göz kapaklarının gerisinde, uykunun en ıssız çöllerinde bir su akmaya başlar tam bu sırada. Vakit gelmiştir. Ayakların, ilk tanığı olur kalkışın. Üzerindeki örtüyü atmış, suya doğru çevirmişsindir adımlarını. Uykudan dirilişe bitmeyen yolculuk… Su yolunun kenarında dizili melekler korosu, saklı bir meş’aleyle aydınlatır her seferinde yolunu. Sana ait yol. Başka kimsenin üzerinde durmadığı…

Su: Ona eğilirsin. Varoluşun en saf, en arı suyunda kendi aksini görür gibi olursun bir an. Sonra gece, birikintilerden çekilmeye başlar gıdım gıdım. Eğildiğinde gördüğün, kendi yüzünden ziyade, yaldızlı bir sonsuzluk olur. Parıltıları uzayın… Ve vaadi siyah maddenin… Her boşluğu kuşatan… Ellerinin suyla ilk teması, bir bağışlanma ve rahmet dağına tırmandırıyor seni. Birkaç saniye sonra dağın eteklerinde döne döne yükselen bir arzuya kapılacaksın. Varlığını O’nda eritme arzusu. Suratına değdirdiğin su: Usul usul belirmesi sırrın. Kendine bakışlarında yansıyan diğer yüzün bu senin. O’na bakan yüzün… Usul usul, evet… Ve sonra suda erimesi, sönmesi varlığının. Silinişi, yok oluşu… Ve bir gün, suların ırmak şırıltısıyla aktığı bir bahçede, mutlak yokluğun serin gölgesinde, kavuşturan bir tevazuyla, irileşecek güzelliği O’nu çağırdığın isimlerin. En güzel isimler dizilecek.

Su:…

Makalenin devamını Keşkül Dergisi’nin 16.sayısında bulabilirsiniz.

Abonelik hakkında 0212 511 24 24 numaralı telefondan bilgi alabilirsiniz.

Be Sociable, Share!