Surre Alayları – Salih Gülen

Her yıl İstanbul’dan Mekke’ye uzanan bir gönül köprüsüdür Surre. Kelime mânâsı olarak para kesesi demek olan Surre, tarihimizde Osmanlı padişahı ve Osmanlı halkı tarafından Mekke ve Medine’ye gönderilen para ve kıymetli eşyalar için kullanılan bir tabir olarak bilinir. 1 Kökeni Abbasiler dönemine kadar dayanan köklü bir gelenektir.

Mukaddes topraklara ilk defa Abbasi Halifesi el Muktedir Bi’llah tarafından Surre gönderilmiştir.2 İslam tarihinde Osmanlılara gelinceye kadar Fatımilerin, Eyyubilerin ve Memlukların da Haremeyn’e Surre gönderdikleri bilinir.

Surre alayı, hac mevsiminde kutsal topraklarda olmak için, üç ayların başı olan Recep ayının on ikinci günü hacca gidecek Osmanlı Müslümanları ile birlikte yola çıkar, Şam’da Ramazan ayını geçirdikten sonra mukaddes beldelere ulaşır, Mekke’de, Medine’de gönderilen hediyeleri dağıtır, haccı edâ eder ve geri dönerdi.

Osmanlılarda ilk Surre alayının hangi padişah zamanında gönderildiği kesin kayıtlı olmamakla birlikte ilk Surre’nin Yıldırım Bayezid tarafından gönderildiği sanılmaktadır.3 Çelebi Mehmed döneminde 14.000 altınla birlikte Surre gönderilmiş daha sonraki padişahlar zamanında da para miktarı artarak bu gelenek devam ettirilmiştir.

Edirne’den Haremeyn’e Surre gönderen Yıldırım Bayezid, Çelebi Mehmed ve son olarak da II. Murad’dır. Fatih Sultan Mehmed ise İstanbul’dan Haremeyn’e ilk Surre gönderen padişah olarak kabul edilir. Edirne’den gönderilen Surre alayları çok düzenli olmayıp bunların, Osmanlıların mukaddes beldelere duydukları saygının bir gereği olarak gönderildiği bilinir. Hadimü’l Haremeyn-il Şerifeyn olan Yavuz Sultan Selim döneminden itibaren ise Osmanlıların taşıdıkları sorumluluğun artmasına mukabil Surre alayları da belirli bir düzene girmiştir. Hicaz bölgesinin Osmanlı sınırlarına dâhil olmasıyla birlikte Surre devlet sistemi içinde yer bulmuş, koyu protokol kaideleri içinde devlet bütçesinden pay ayrılarak sistemli bir şekilde gönderilmeye başlanmıştır. Yavuz Sultan Selim Arafât’ta okunan hutbenin kendi adına okunmasından dolayı şükranlarını belirtmek için Haremeyn ahalisine iki yüz bin filori altını ile bol miktarda hububat göndermiştir. Sultan Selim bu miktar altının her sene Hazine-i Âmire hesabından gönderilmeye devam edilmesini emretmiştir.4

Hicaz halkı gönderilen Surre-i Hümayun’u Mısır’dan gönderilen sadakalardan ayırmak maksadıyla “Sadaka-i Rumiyye” (Rum elinden [Anadolu’dan] gönderilen sadaka) olarak isimlendirmiştir.5

Be Sociable, Share!