Şarkın Ezeli Sevgilisi: Leylâ

Necit çöllerinin kavruk sarısı ile zifiri gece karanlığının bir olup, aşkına “kara sevda” diyen ve sevdasını “sararmış benizler”le belgeleyen bir iklime hediye ettiği güzeldir Leylâ…

Geceden ad alıp geceye nam veren, tarihin en “gece bahtlı” sevdalısıdır o…

Gözleri, saçtığı masumiyet parıltılarıyla ışığı mahcup eden bir çift kara elmastır ve saçları, alın yazılarındaki kader kıvrımlarını mahkum eden bir kara zindan…

Aşk sâkîsinin yıllandırdığı en saf şarap onun dudaklarında ve gün ışığının kimselere göstermek istemediği kan kızıl güller onun yanaklarındadır…

Onun gamzesidir kahpe feleğe vahşeti öğreten ve onun kirpiğidir âşıklara dehşeti belleten…

Yeryüzünde sitem onun icâdıdır ve gökyüzünde mâtem onun bünyâdı…

Hâsılı sevda tahsilinin a be ce’si ve “Mevlâ” aşkının kâfiyeli bilmecesidir “Leylâ”…

 

Her sevdanın mutlak güzergâhında kurulan ve biricik kapısı özlem çölünde açılan bir masalsı iklimdir Leylâ’nın yurdu. Tüm renklerin siyaha özendiği ve güneşin ayaklar altında
gezindiği bir garip iklim…!

Ve topraktır o diyârın eli böğründe âşığı;
Taşlarla döğünerek sinesini dağ dağ pâreler.
Yetmez karası Leylâ’nın zülfüne erişmeğe;
Kıvranır, kıyâm eder…

Ve rüzgârdır o beldenin serazat sevdalısı;
İki tel zülfün arasındadır ona cennet.
Başında kavak yelleri;
Delidir, boranlıdır…

Ve sudur o ülkenin gözü kara seyyâhı;
Vâdî vâdî arar Leylâ’nın ayak izlerini.
Arşa yükselmek ister saçına yağmak için;
Hırçındır, kararlıdır…

Ve ateştir o iklimin hummalı mübtelâsı;
Yandıkça yanar pervaneye nispet.
Tek gâyesidir is olup geceye karışmak;
Derindir, hülyalıdır…

Ve kâinat, rüzgârın ateşe öğrettiği, suyun toprağa dinlettiği
nağmelerle sarhoştur orada. Bitimsiz geceyi dolduran yalnız
ve ancak doyumsuz bir “Leylâ” bestesidir. Güneşin fısıltısı
zerrelerin uğultusuna karışarak yükselir dergâhına Leylâ’nın
ve gerisi İlâhî cümbüş artık:

Aklın olsaydı olurdun sen dahi meftûn sana
Sen o Leylâsın ki cân mecnûn cihân mecnûn sana
(K. İzzet Molla)

O bir ölümlü değildir ama sıradan bir diri de değil. Uğrunda
ölen her âşığının yaşayamadığı günleri, tadamadığı anları
içerek ölümsüzleşir. Onların boğazlarında düğümlenip
söylenemeyen en billur cümlelerle konuşur. Tazeliği; zavallı
sevdazedelerinin kurumuş göz pınarlarından, işvesi; hasret
rüzgârlarıyla kırılmış ümit fidanlarından damıtılmıştır.

 

Abonelik hakkında 0212 511 24 24 numaralı telefondan bilgi alabilirsiniz.

 

Be Sociable, Share!