Keşkül Dergisi 15. Sayı

Bu sayımızda Abdülkâdir Geylânî Hazretleri’nin Fethu’r-rabbânî ismiyle meşhur vaazlarının toplandığı eserinden kaleme alınan 11. Meclis adlı konuşmasını nazar-ı dikkatlerinize sunuyoruz.

M. Erol Kılıç’ın Birbirini Anlamak Problemi ve Sûfî Bakış Açısı adlı makalesi, günümüz insanının, modernitenin kazandırdığı bakış açısıyla çözemediği ve çözemeyeceği en önemli problemine, birbirini anlamak problemine sûfî bakış açısıyla yol gösteriyor.

yazının devamı için tıklayın…

Keşkül Dergisi 14. Sayı

Tasavvuf, esasında bir ahlâkî temizlenme yoludur. Bu temiz­lenme işi, insan olan varlığımızdan hareket ederek Allah’a kadar götüren bir yolculuğun sonucudur. Bu yolculuk, sonu olan varlığın daha yaşarken sonsuzluğa atlayışıdır; fenâdan bekaya sıçrayışıdır. Bu sıçrayış, gelişigüzel yapılan bir hamle ile olmuyor. Onun âdabı, erkânı, usûlü vardır.

 

yazının devamı için tıklayın…

Şarkın Ezeli Sevgilisi: Leylâ

Necit çöllerinin kavruk sarısı ile zifiri gece karanlığının bir olup, aşkına “kara sevda” diyen ve sevdasını “sararmış benizler”le belgeleyen bir iklime hediye ettiği güzeldir Leylâ…

Geceden ad alıp geceye nam veren, tarihin en “gece bahtlı” sevdalısıdır o…

Gözleri, saçtığı masumiyet parıltılarıyla ışığı mahcup eden bir çift kara elmastır ve saçları, alın yazılarındaki kader kıvrımlarını mahkum eden bir kara zindan…

yazının devamı için tıklayın…

Erzurumlu İbrahim Hakkı Hz. ve Hz. Mevlânâ

Biz dertlerin devası, çaresizlerin çaresiyiz. Meclislerde şaraba benzeriz, neşe dağıtırız. Savaşta Hz.Ali’nin Zülfikâr’ıyız. şükretmede sanki kaynağız, sabretmede mermer kaya gibiyiz. Biz Hz.Ahmed’in tevhid müjdesini vermedeyiz. Hz.Îsâ gibi çocukken beşikte konuşuruz.”1“Biz zengin olmadığımız, yüksek mevkilerde bulunmadığımız hâlde çok üstün, önde gelen sultanız. Maiyeti, orduları olmayan yüce bir padişahız.”

yazının devamı için tıklayın…

Bir Gönül İnsanı Osman Hulusi Efendi (K.S.)

Kaynağını Kur’ân ve sünnetin ruhundan alan İslâm tasavvufu, Muhammedî bir ifade ile “İslâm’dan îmâna, îmândan da ihsâna doğru” yükselen bir mü’minin gönül iklimindeki mânevî terakkinin adıdır. Gaye, İslâm’ı bütün saffet ve hassasiyeti ile Allah ve Resûlü’nün ahlâkına uygun bir biçimde yaşamaktır.

Tasavvufî hayat, gerçek İslâm inancının derinliği ve dinamizmini, Peygamber Efendimiz (s.a.v.)

yazının devamı için tıklayın…

Surre Alayları – Salih Gülen

Her yıl İstanbul’dan Mekke’ye uzanan bir gönül köprüsüdür Surre. Kelime mânâsı olarak para kesesi demek olan Surre, tarihimizde Osmanlı padişahı ve Osmanlı halkı tarafından Mekke ve Medine’ye gönderilen para ve kıymetli eşyalar için kullanılan bir tabir olarak bilinir. 1 Kökeni Abbasiler dönemine kadar dayanan köklü bir gelenektir.

yazının devamı için tıklayın…