Mehter’in Tarih İçindeki Ritmi – Muhammed Yusuf Günay

Mehter büyük anlamına gelen meh kelimesi ile “tafdil=büyüklenme” edatı olan ter kelimesinden teşekkül etmiş Farsça bir kelimedir. En büyük, âzâm, ekber, ulu mânâsına gelmektedir.1 Mehter kelimesi kimi İslâm devletlerinde büyük rütbeli memurlar ve bazı müesseseler için isim olarak kullanılmışsa da şu an akla gelen ilk mânâsı Osmanlı İmparatorluğu’nda Yeniçeri Ocağı’nın kaldırılmasına kadar askerî müzik icra eden ve millî havalar çalan askerî mızıka takımıdır. Mehter kelimesinin Osmanlılara ne zaman ve nasıl geçtiği ne yazık ki şu anda bilinmiyor. Yavuz Sultan Selim dönemindeki vesikalarda “mehter” kelimesinin çokça zikredilmesi bu kelimenin Memluk ülkesinin fethiyle dile kazandırıldığını düşündürtse de mehter kelimesinin Fatih dönemindeki vesikalarda da geçtiğinin tespiti bu düşüncenin inandırıcılığını kaybettirmiştir. yazının devamı için tıklayın…

İrfanın Kayboluşu ve Neticeleri

İrfanî idrak en kat’î anlamıyla, feylesofların “akl-ı bi’lfiil” diye nitelendirdikleri insanlığın zirvesinde, yani insan nefsinin tekâmül etmiş halinde zuhûr eder. Böylesi yüksek bir idrak, saf biliş ve irfan âleminden düşüp de lisan seviyesine tenezzül ettiğinde onu kelimeler elbisesine sıkıştırma gayretimiz başlar ki zâhirî lisan bundan her zaman âciz kalır.

yazının devamı için tıklayın…

Birbirini Anlamak Problemi

İnsanın en yukarı derecedeki şuur düzeyi olarak tarif edebileceğimiz “tevhîd”i kendi enfüsî çalışmalarında gerçekleştirmiş İslâm âriflerinin bu yüksek mertebenin mâhasalını kendi içlerinden dışarıya, içerisinde yaşadıkları cemiyete de yansıtmaları tabiî bir sonuçtur. yazının devamı için tıklayın…

Keşkül Artık Sufi Kitap’ta

Tasavvuf, sadece geçmişe ait bir ilim dalı değil, çoğu zaman farkında olamasak da hayatımızı şekillendiren, günlük yaşantımızda varlığını sıkça hissettiğimiz bir terbiye sistemi. İnsanı noksanlıklarından kurtararak kemâle erdirme gayesinde olan tasavvuf, elbette İslâm’dan ayrı değil. yazının devamı için tıklayın…

Savaş Metafiziği Ve Sembolik Silahlar – Rene Guenon

Daha önce sembolik çiçeklerden bahsederken, Graal Destanı’nda kupanın tamamlayıcı bir sembolü olan ve “Âlemin Kutbu” nun (Axe du Monde) birçok figüründen birisi olan mızrağa atıfta bulunmuştuk.2 Bu sapanın, aynı zamanda bir ‘Semavî Işın’ sembolü olduğunu da söylemiştik. Ve başka bir yerde yapmış olduğumuz tespitlerden yola çıkarak bu her iki anlamın da temeli aynıdır3 ancak bu durum temelde eşit olan kılıç ve okla birlikte sapanın da bazen güneş ışığına asimile edildiğini açıklamaktadır. Tabi ki kutupsal ve şemsî (güneşe ait) semboller hiçbir zaman birbirine karıştırılmamalıdır.  yazının devamı için tıklayın…

Leyla İpekçi Röportajı

Kalemin İniş Çıkışları Onun Secdesi Ve Kıyamıdır

Rabbimin bana emanet ettiği harfleri, kelimeleri O’na geri vereceğim.” diyen edebiyatçı-yazar Leyla İpekçi ile içinden geçtiklerini, bu esnada yaşadığı dönüşümü, unuttuğu dili yeniden bulma serüvenini ve bu eksende son kitabı “Başkası Olduğun Yer”i konuştuk. Sözler başka sözleri araladı, sohbet kendi dilini kurdu. yazının devamı için tıklayın…

Türk Dînî Mûsikîsinde Mevlid Geleneği – Nuri Özcan

Mevlid kelimesi sözlükte doğmak, doğum yeri ve doğum zamanı gibi anlamlara gelmektedir. Mevlid, İslâm edebiyatı ve sanatında Resûl-ü Ekrem’in doğum yıldönümünde yapılan merasimlere isim olmasının yanı sıra bu törenlerde okunmak üzere yazılmış eserlerin de ortakadıdır. Mevlid kelimesini, “yeni doğan” anlamına gelen “Mevlüd”den ayırmak gerekir. yazının devamı için tıklayın…

Seyyid Nesîmî’nin Aşk Çeyizi – Ömür Ceylan

Bir zamanlar bu coğrafyanın “şeb-i arûs”unu hayat takviminde kendi belirleyen âşıkları vardı. Onlar;en hakîkî mânâsıyla birer aşk fedâisiydiler ve ömürlerini düğün gecelerine hazırlık yapmakla geçirdiler. O gece, sevdiklerine mahcup olmamak için atsız pusatsız sefere mi çıkmadılar, kelle koltukta kılıç mı çalmadılar. Mehir bedelini nefs iklimine yaptıkları seferlerden, yüz görümlüğünü mâsivâ diyarlarında toplanan ganimetlerden devşirdiler.
yazının devamı için tıklayın…