Suya Can Gözüyle Bakmak – Mustafa Özçelik

Bilim adamları, suyu “Tabiî sıcaklıkta sıvı halde bulunan, tatsız, renksiz, kokusuz, iki hacim hidrojenle bir hacim oksijenden oluşan şeffaf madde” olarak tarif ederler. Bilim disiplini içinde gözlem ve deneye dayalı olarak yapılan bu tarif, maddî algı perspektifinden elbette doğrudur fakat suyun hakîkatini tam olarak kavramada yeterli olamaz. Zira her madde ve varlık gibi su da sadece somut gerçekliğinden ibaret değildir.

yazının devamı için tıklayın…

Abdest – Mustafa Kutlu

Ab sudur ve dest el. Su ile elin birleşmesinde ne var? Bir sevda, bir hasret, bir kavuşma arzusu. Cenâb-ı Hakk “Biz canlı olan her şeyi sudan yarattık.” buyuruyor.

Oysa insanın aslı topraktır bilirsiniz. Lâkin biraz suyla karışmış bir toprak, düpedüz balçık yani. yazının devamı için tıklayın…

Mehmet Serhan Tayşi Röportajı

İzmir, Bayındırlı bir ulemâ ailesine mensub olan Mehmet Serhan Tayşi, 1942 yılında babasının vazifesi gereği bulunduğu Adana’da dünyaya geldi. İlk ve orta öğrenimini İzmir’de tamamlayan Tayşi, İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü’nden mezun oldu.

yazının devamı için tıklayın…

Emin Işık Röportajı

1936 yılında Hatay merkez ilçeye bağlı Karmanca Köyü’nde doğdu. İlk dinî eğitimini aynı zamanda köyün imamı olan babası Hoca fiemseddîn Efendi’den talim etti. İlkokuldan sonra iki yıl Antakya Kur’ân Kursu’nda talim okudu, hafızlık yaptı.

yazının devamı için tıklayın…

Mehter’in Tarih İçindeki Ritmi – Muhammed Yusuf Günay

Mehter büyük anlamına gelen meh kelimesi ile “tafdil=büyüklenme” edatı olan ter kelimesinden teşekkül etmiş Farsça bir kelimedir. En büyük, âzâm, ekber, ulu mânâsına gelmektedir.1 Mehter kelimesi kimi İslâm devletlerinde büyük rütbeli memurlar ve bazı müesseseler için isim olarak kullanılmışsa da şu an akla gelen ilk mânâsı Osmanlı İmparatorluğu’nda Yeniçeri Ocağı’nın kaldırılmasına kadar askerî müzik icra eden ve millî havalar çalan askerî mızıka takımıdır. Mehter kelimesinin Osmanlılara ne zaman ve nasıl geçtiği ne yazık ki şu anda bilinmiyor. Yavuz Sultan Selim dönemindeki vesikalarda “mehter” kelimesinin çokça zikredilmesi bu kelimenin Memluk ülkesinin fethiyle dile kazandırıldığını düşündürtse de mehter kelimesinin Fatih dönemindeki vesikalarda da geçtiğinin tespiti bu düşüncenin inandırıcılığını kaybettirmiştir. yazının devamı için tıklayın…

İrfanın Kayboluşu ve Neticeleri

İrfanî idrak en kat’î anlamıyla, feylesofların “akl-ı bi’lfiil” diye nitelendirdikleri insanlığın zirvesinde, yani insan nefsinin tekâmül etmiş halinde zuhûr eder. Böylesi yüksek bir idrak, saf biliş ve irfan âleminden düşüp de lisan seviyesine tenezzül ettiğinde onu kelimeler elbisesine sıkıştırma gayretimiz başlar ki zâhirî lisan bundan her zaman âciz kalır.

yazının devamı için tıklayın…

Birbirini Anlamak Problemi

İnsanın en yukarı derecedeki şuur düzeyi olarak tarif edebileceğimiz “tevhîd”i kendi enfüsî çalışmalarında gerçekleştirmiş İslâm âriflerinin bu yüksek mertebenin mâhasalını kendi içlerinden dışarıya, içerisinde yaşadıkları cemiyete de yansıtmaları tabiî bir sonuçtur. yazının devamı için tıklayın…

Keşkül Artık Sufi Kitap’ta

Tasavvuf, sadece geçmişe ait bir ilim dalı değil, çoğu zaman farkında olamasak da hayatımızı şekillendiren, günlük yaşantımızda varlığını sıkça hissettiğimiz bir terbiye sistemi. İnsanı noksanlıklarından kurtararak kemâle erdirme gayesinde olan tasavvuf, elbette İslâm’dan ayrı değil. yazının devamı için tıklayın…