OSMANLILARDA SÂDÂT NEZARETİ’NİN KURULUŞU – Prof. Dr. Murat Sarıcık

Başta Şûra sûresinin 23. âyeti, seyyidleri sevmeyi ve saymayı emrediyordu. Aynı konuda Resûlullah’ın birçok tavsiyesi vardı.1 Bütün bu tavsiye ve emirlerden dolayı Ashab-ı kirâm ve onlardan sonra gelenler seyyidleri sevip saydıkları gibi, mezhep imamları da bu konuda gerekli itinayı göstermişlerdi. Hatta İmam Şâfî bu konudaki düşüncelerini şiirlerinde de yansıtıyordu. yazının devamı için tıklayın…

TARÎKATLAR ve TEKKELER – Emin IŞIK

Tasavvuf, kıyıları sonsuza açılan engin bir ummandır. Tekkeler bu ummanın kıyısında yer alan koylarda kurulmuş birer iskele gibidir. Siz o iskeleleri, çevresinde bekleme salonu, çayhane ve büfe gibi birtakım hizmet binaları olan mütevazı birer yerleşim alanı olarak da düşünebilirsiniz.

yazının devamı için tıklayın…

ŞEYH GÂLİB’E GÖRE HAZRET-İ İNSAN – Mustafa ÖZÇELİK

Doğu irfanının büyük bilgesi Sadî Şirazî, “İnsan nedir?” sorusuna “Yek katre-i hûnest, sâd hezârân endîşe” yani “İnsan üç beş damla kan ve bin bir endîşedir.” şeklinde bir cevap veriyor. Bu, şüphesiz ki bir bilgenin, bir sûfînin bütüncül bir insan tanımı değildir. Sadî, bu sözüyle insanın dizginleyemediği ihtiras ve arzularıyla ne hale gelebileceğini belirterek, insanın “kan ve endişe”den öte bir anlamı olması gerektiğini söylemek istiyor.

yazının devamı için tıklayın…

METAFİZİK BİR İLKE OLARAK İNSAN-İ KÂMİL – Abdullah KARTAL

Tasavvuf, İslâm düşüncesine pek çok açıdan yeni boyutlar kazandırmış bir ilim olma özelliği ile her zaman dikkat çekmiştir. Tasavvufun bu katkısı, yeni kavramlar üretme şeklinde olduğu gibi mevcut kavramlara yeni ve farklı anlamlar yükleme şeklinde de olmuştur. İnsan-ı kâmil kavramı, sûfîlerin üretip anlam yüklemesinde bulundukları ıstılahlardan yalnızca bir tanesidir.

yazının devamı için tıklayın…

Kur’an ve İnsan – Emin Işık

Var olmak, varlığından haberdar olmaktır…

İnsan, dünyanın sonu ne olacak, kıyamet ne zaman kopacak diye düşünmeden önce, benim sonum ne olacak diye düşünür. Bu düşünce, onun bencilliğinden kaynaklanmış olsa da yanlış ve haksız sayılmaz. Bundan dolayı kınanmaz. Niçin böyle düşünüyorsun, neden kendi âkıbetini bu kadar merak ediyorsun denilemez. Çünkü biz de öncelikle kendi geleceğimizi düşünürüz ve düşünmek zorundayız. Çünkü kendi hayatımızdan kendimiz sorumluyuz. Bu bilinç, bizi insan yapan ve öteki canlılardan ayıran en belli başlı özelliğimizdir. Bir özelliğimiz de kendi kendimizi istediğimiz yönde geliştirebilmemizdir. yazının devamı için tıklayın…