Keşkül Dergisi 18. Sayı: Kâdiriyye

“Seyyah Olup Şu Âlemi Arasan, Abdülkâdir Gibi Bir Er Bulunmaz”

Tasavvufun gayesi nefsin tezkiyesi, kalbin tasfiyesi ve neticede ruhun tahliyesiyle öze, hakîkate ve son menzilde Allah’a ulaşmaktır. Bu gayeye ulaşmak için Resûlullah’ın ahlâkıyla ahlâklanıp, aşkın rehberliğinde bir ömür sırat-ı müstakîm üzere olabilmek icab eder.

 

 

 

 

yazının devamı için tıklayın…

OSMANLILARDA SÂDÂT NEZARETİ’NİN KURULUŞU – Prof. Dr. Murat Sarıcık

Başta Şûra sûresinin 23. âyeti, seyyidleri sevmeyi ve saymayı emrediyordu. Aynı konuda Resûlullah’ın birçok tavsiyesi vardı.1 Bütün bu tavsiye ve emirlerden dolayı Ashab-ı kirâm ve onlardan sonra gelenler seyyidleri sevip saydıkları gibi, mezhep imamları da bu konuda gerekli itinayı göstermişlerdi. Hatta İmam Şâfî bu konudaki düşüncelerini şiirlerinde de yansıtıyordu. yazının devamı için tıklayın…

TARÎKATLAR ve TEKKELER – Emin IŞIK

Tasavvuf, kıyıları sonsuza açılan engin bir ummandır. Tekkeler bu ummanın kıyısında yer alan koylarda kurulmuş birer iskele gibidir. Siz o iskeleleri, çevresinde bekleme salonu, çayhane ve büfe gibi birtakım hizmet binaları olan mütevazı birer yerleşim alanı olarak da düşünebilirsiniz.

yazının devamı için tıklayın…