Keşkül Dergisi 19. Sayı

keşkül 19

 

“Aşk Kaydında Olan Kişi Baş Kaydında Değildir”
Hz. Pîr Mevlânâ Muhammed Celâleddîn Rûmî (k.s.)Cenâb-ı Hakk, bilinmekliğini murad etti. Lûtfuyla kelâmını indirdi… Ve kelâmını beyân edecek peygamberlerle kullarına ikramda bulundu. Nuru evvel, gönderilişi sonra olan iki cihan serveri Efendimiz (s.a.s.)’i gönderdi. Böylece biz, Efendimiz (s.a.s.)’in ümmeti olarak dünyaya gelmekle Allah Teâlâ’nın en büyük rahmet ve merhametine mazhar olduk.
Cenâb-ı Hakk, kendisine ait olan nuru önce sebeb-i hilkat-i âlem, Fahr-i Kâinât Efendimiz (s.a.s.)’den, sonra müteselsilen başka pâk âyinelerden bizlere seyrettirdi. Mahbûbu’l-Kulûb, Sallallahu Aleyhi ve Sellem’e mülâki olalım da, rızasıyla şerefyâb olalım diye bize ihsan eyledi. İki cihan serveri Efendimiz (s.a.s.)’den sonra her asırda her topluma, her topluluğa, her mekâna velî kullarını gönderdi. yazının devamı için tıklayın…

HZ.MEVLÂNÂ’NIN BABASININ MÜRSIDI…

 

Ticaretle meşgul olan bir ailenin çocuğu olarak 1145 yılında Harezm’in Hive şehrinde dünyaya gelen Ahmed, ilk tahsilini bu şehirde yaptı. Daha sonra, dinî ilimlerde derinleşmek gayesiyle ilmî yolculuklara başladı. Nişâbur, Tebriz, Hemedan, İsfahan, Mekke, İskenderiye gibi o dönemin ilim ve irfan merkezlerinde tahsil ve terbiyesine devam etti. Dinî ilimler ve özellikle hadîs ilmiyle yakından ilgilenen Ahmed b. Ömer, hocaları ve arkadaşlarıyla yazının devamı için tıklayın…

BELH’TEN ANADOLU’YA AKAN MEDENİYET ARKI BİLAL KEMİKLİ

 

Bugün pek çok kimse tarafından bilinmese de Belh, ilim ve kültür tarihimize seçkin değerler yetiştirmiş bereketli bir şehirdir. Çok bereketli bir şehir; tıpkı Bağdat, Şam, Basra, Kûfe, Kahire, Buhara, Semerkand, Merv, Tus, Nişâbur ve Mehne gibi… Bu bereketli şehirlerden bazıları, tarih ırmağının hırçın dalgaları arasında kaybolup gitti. Birkaç yıl önce, Ebû Said Ebu’l-Hayr’ı yetiştiren yazının devamı için tıklayın…

İSTANBUL MEVLEVÎHÂNELERİNİN MİMÂRÎSİ

Hamdi Tanpınar Mevlevîliğin oluşumu için şunları söyler… “Tarîkat olarak Mevlevîliği esas çizgileriyle Sultan Veled kurar. Fakat teşrifatı, nezaketi, terbiyesi, sülûkun ve âyinin erkânı tıpkı mûsıkîsi gibi daha sonraki zamanın, Osmanlı devrinin ve biraz da İstanbul’undur.”1 Kanaatimce üstadın kullandığı ‘biraz da İstanbul’undur’ tâbirini ‘özellikle İstanbul’undur’ şeklinde değiştirmek de mümkündür.

Mevlevîliğin kültürel gelişiminde başrolü oynadığına inandığım İstanbul’da söz konusu tarîkatın faaliyet merkezleri olan Mevlevîhânelerin mimârîsi iki ana başlık altında yazının devamı için tıklayın…