keskul48

Keşkül Dergisi 28. Sayı: Rifâiyye

Sultânü’l-Evliyâ Ahmed Er-Rifâî
Vârisü’l-Enbiyâ Ahmed Er-Rifâî
Fahr-i Kâinât Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem’in nurlu soyundan gelen Seyyid Ahmed er-Rifâî Hazretleri’nin Irak’ın Vâsıt şehrinde XII. yy’da tesis ettiği Rifâiyye yolu; zaman içinde başta Orta Doğu olmak üzere dünyanın dört bir tarafına ulaşırken, XIII. yy gibi erken bir tarihte Anadolu’da; Kayseri, Samsun güzergâhını takip ederek bu coğrafyayı mayalayan ilk tarîkatlardan biri olmuştu

yazının devamı için tıklayın…

Keşkül Dergisi 26. Sayı: Efendimiz (SAV)

KAPAK26

“Dedi Gördüm Ol Habîbin Ânesi, / Bir Acep Nûr Kim Güneş Pervânesi”

Cenâb-ı Hakk lûtfetti, kerem eyledi, bizi Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem)’e bende eyledi. Bizi O’nun ümmeti olmakla ve O’nu tanımakla şerefyâb eyledi. O gönderilişi sonra lâkin nuru evvel olan Resûl-i Kibriyâ Efendimiz, insanlığa bıraktığı emanet ve içimizde barındırdığımız o muhabbet süresince hep bize rahmet olarak tecelli eyledi. yazının devamı için tıklayın…

Keşkül Dergisi 24. Sayı: Selâm

24‘Selâm’la huzurlarınızdayız.

Allah Teâlâ’nın, Selâm ism-i şerîfini hemen hepimiz biliriz. Fakat yeterince tefekkür etmeyiz. Bu yüzdendir ki pek çoğumuz, günlük konuşmalarımızda sıkça geçmesine rağmen ‘selâm’ın derûnunda yatan mânâlara vâkıf değiliz. Halbuki sun’î düşmanlıkların üretildiği, Müslümanların zulme uğradığı bir dönemde Selâm’a, belki de her zamankinden daha çok ihtiyaç duyuyoruz.

Selâm, bir sırlı kelâmdır ve medeniyetimizi inşa eden en temel kavramlardan biridir. Medeniyetimizin ihyâsı da, yeniden bir selâm toplumu oluşturmakla mümkün olacaktır. yazının devamı için tıklayın…

Keşkül Dergisi 23. Sayı: Halvetiyye

Halvetîler, Diyâr-ı Rûm’da neşv ü nemâ bulup geniş bir coğrafyaya yayılan büyük bir medeniyetin mânevî mimarları olmuşlardır. Bu cihetten bakıldığında tarîkatın müessisi Pîr Ömerü’l-Halvetî Hazretleri’nin halîfelerinden başlayarak Pîr-i Sânî Seyyid Yahya Şirvânî Hazretleri’nin pek çok halîfesinin de Anadolu’da zuhûr etmesi tesadüf değildir.

Halvetiyye’nin, tarîkat-ı aliyye içinde en çok şube ve kola sahip olması hasebiyle dergimizin bu sayısında üç ana kol ve bunlardan neş’et etmiş bazı şubeleri işlemeyi uygun bulduk.

yazının devamı için tıklayın…

Keşkül Dergisi 22.Sayı: Bektâşiyye

MEŞREPLER FARKLI OLSA DA MENZİL DEĞİŞMEZ

TARÎKAT-I BEKTÂŞİYYE KEŞKÜL’DE

Keşkül Dergisi, 22. sayısında sayfalarını Tarîk-i Nazenîn’e, ‘Bektâşiyye’ye ayırdı. Her sayıda olduğu gibi bu sayıda da zengin içeriği ve görselliğiyle öne çıkan dergi, konuları ele alış ve işleyiş biçimiyle de fark ediliyor. yazının devamı için tıklayın…

Keşkül Dergisi 20. Sayı: Nakşibendiyye

keşkül 20“Nakşibendî dergâhıdır bu makam-ı dilküşâ

İşte meydân-ı muhabbet gel azizîm merhabâ”

Tek gayesi insanı Yaratıcı’sına sâlimen ulaştırmak olan bu nurlu yolların en önemlilerinden birisi de hiç kuşkusuz Nakşibendiyye yoludur. Kendisine kadar Hâcegân Yolu olarak bilinen tarîkatı Nakşibendiyye’ye dönüştürerek devam ettiren gönüller sultanı, velîler serdarı Hâce Muhammed Bahâuddîn-i Şâh-ı Nakşibendî (k.s.), günümüze kadar gelen ve  yazının devamı için tıklayın…

Keşkül Dergisi 19. Sayı : Mevleviyye

keşkül 19“Aşk Kaydında Olan Kişi Baş Kaydında Değildir”

Hz. Pîr Mevlânâ Muhammed Celâleddîn Rûmî (k.s.)Cenâb-ı Hakk, bilinmekliğini murad etti. Lûtfuyla kelâmını indirdi… Ve kelâmını beyân edecek peygamberlerle kullarına ikramda bulundu. Nuru evvel, gönderilişi sonra olan iki cihan serveri Efendimiz (s.a.s.)’i gönderdi. Böylece biz, Efendimiz (s.a.s.)’in ümmeti olarak dünyaya gelmekle Allah Teâlâ’nın en büyük rahmet ve merhametine mazhar olduk.

yazının devamı için tıklayın…