MESNEVÎ’DE İNSANLİK PANORAMASI – CİHAN OKUYUCU

Çağımızın ünlü düşünürlerinden A. Malraux’ya göre, hangi çağda yaşarsa yaşasın, insanın kendi kendisiyle ilgili, modası hiç  geçmeyen temel soruları ve merakları vardır: “Ben kimim, bu varlık âlemindeki yerim nedir? Nereden gelip nereye gidiyorum? Beni bu âleme gönderen kimdir ve benden ne istiyor?”

Demek oluyor ki, varlık âleminde ‘kendi varlığının farkında olan bir varlık’ olarak insan, varlığı anlamlandırma işine kendi kendisinden başlamakta, bu çekirdek etrafında bir anlam dünyası inşa etmektedir.  Yeryüzünde mevcut hemen her kültür ve o kültüre ait fikir ve sanat eserleri bu temel sorular ve onlara verilen cevaplar etrafında şekillenir. İşte Mevlânâ’nın büyük bir insanlık panoraması olan eserleri de temelde bu sorulara verilen cevaplardan ibarettir. O bizi,
eserlerinde ve bilhassa Mesnevî’sinde, konusu evreni ve kendi varlığını tanımak olan uzun bir yolculuğa çağırıyor. Bu yolculuğun bir kısmı dışımızdaki âlemle öbür kısmı ise içimizdeki âlemle ilgili. Biz de öncelikle insanın bu varlık dünyasındaki yeri, konumu ve  vazifesiyle ilgili olarak Fîhi Mâ Fîh’te yer alan ve neredeyse bütün bu soruların tamamını içinde barındıran aşağıdaki nükteyle işe başlayalım:

Unutmaman Gereken tek şey Var: “Yeryüzünde unutulmaması gereken tek şey vardır. Ondan başka her şeyi unutsan, sadece onu unutmamış olsan üzülme. Ama her şeyi yapsan da o tek şeyi unutsan, hiçbir şey yapmamış sayılırsın. Bu şuna benzer: Padişahın biri seni bir görevle bir ülkeye gönderse ve sen o işi bırakıp başka birçok iş yapmış olsan gerçekte bir şey yapmış sayılmazsın. İnsan bu dünyaya bir iş için gelmiştir. Desen ki; ‘Bu işi beceremiyorum ama başka çok iş görüyorum.’
Heyhat! Sen başka iş için yaratılmış değildin.” (Fîhi Mâ Fîh)

BEN KİMİM?
Şimdi yukarıdaki alıntımızı biraz açalım ve baştaki sorularımıza cevap arayalım. Metinde bazı soruların cevabı açık: Belli ki padişahtan kasıt Cenâb-ı Hakk, memurdan kastedilen de bizleriz. Gönderildiğimiz yer de şüphesiz bu dünya şehri. Peki ya görevimiz? Nüktede bunun açık cevabı verilmemiş. O cevap Mevlânâ’nın bütün eserlerinde ve bilhassa Mesnevî’sinde gizli. Yine de bir ön cevap olarak diyebiliriz ki…

Makalenin devamını Keşkül Dergisi’nin 17.sayısında bulabilirsiniz.

Abonelik hakkında 0212 511 24 24 numaralı telefondan bilgi alabilirsiniz.

Be Sociable, Share!