Keşkül Dergisi 20. Sayı: Nakşibendiyye

keşkül 20“Nakşibendî dergâhıdır bu makam-ı dilküşâ

İşte meydân-ı muhabbet gel azizîm merhabâ”

Tek gayesi insanı Yaratıcı’sına sâlimen ulaştırmak olan bu nurlu yolların en önemlilerinden birisi de hiç kuşkusuz Nakşibendiyye yoludur. Kendisine kadar Hâcegân Yolu olarak bilinen tarîkatı Nakşibendiyye’ye dönüştürerek devam ettiren gönüller sultanı, velîler serdarı Hâce Muhammed Bahâuddîn-i Şâh-ı Nakşibendî (k.s.), günümüze kadar gelen ve 
hiç şüphe yok ki son güne kadar devam edecek olan tertemiz bir ark meydana getirmiştir. Buhara’ya bir fersah mesafede Kasr-ı Ârifân’da, Sülale-i tâhire’den, ecdâdı İmam-ı Caferi Sâdık’a ve oradan Hz Ali ve Hz. Fâtıma vâlidemize varan tertemiz nesebiyle Hz. Şâh-ı Nakşibendî’nin nuru, feyzi, bereketi ve aşkı bendelerinin ve sevenlerinin kalplerinde hâlâ capcanlı yaşamakta, cevelan etmektedir.

Hz. Ebu Bekir Sıddîk Efendimiz’den başlayarak Sıddîkıyye, Tayfûriyye, Hâcegâniyye, Ahrâriyye, Müceddidiyye ve Hâlidiyye gibi pek çok isim ve dalla tarih sahnesinde baş gösteren Nakşibendiyye tarîkatı, Keşkül’ün elinizdeki bu yirminci sayısında tekrar gözler önüne seriliyor, insanlığa kazandırdığı, her biri bir nurlu kandil gibi hayatlarımızı aydınlatan kıymetli zât-ı şerîflerle bizlere rehber oluyor, kalplerimizi sürûrlandırıyor.
Keşkül’ün Nakşibendiyye’ye ayırdığımız bu sayısının sayfaları arasında Prof. Dr. Kadir Özköse’nin Nakşibendîliğin en temel on bir ilkesini izah ve tahlil eden yazısından başka, Prof. Dr. Mustafa Kara’nın Nakşibendîlik sadâsını Bursa’ya taşıyan ilk dervişlerden birisi olan Lâmiî Çelebi hakkında onun şiirleriyle bezeli yazısını da okuyabileceksiniz.
Nakşibendiyye’nin en temel iki ana kolu olan Müceddidiyye hakkındaki son derece kapsayıcı ve doyurucu yazısıyla Halil İbrahim Şimşek aramızda olurken, Dr. Abdurrahman Memiş, kendi devrine kadar ‘Müceddidiyye’ ve ‘Mazhariyye’ adı ile bilinen Nakşibendiyye tarîkatının ismini ‘Hâlidiyye’ adı ile devam ettiren Hâlid-i Bağdâdî Hazretleri’nin hayatı, tasavvufî şahsiyeti ve Hâlidiyye tarîkatı ile ilgili yazısıyla dergimize katkı sağladı. Kıymetli hattat Hüseyin Kutlu Hocaefendi, siz okuyucularımıza akrabalık bağı da bulunan Alvarlı Efe Hazretleri olarak bilinen Hâce Muhammed Lutfî Hazretleri’ni latîf ve zarif üslûbuyla tanıttı.
Aynı şekilde Prof. Dr. Ethem Cebecioğlu da son devrin büyük Allah dostlarından merhum Ramazanoğlu Mahmud Sami Efendi’yi hatıraların ışığında anlattı. Prof. Dr. İrfan Gündüz, Gümüşhanevî Ahmed Ziyâüddîn Hazretleri ile ilgili bir yazı kaleme alırken, Süleyman Zeki Bağlan, Gümüşhanevî zincirini konu alan yazısıyla aramıza katıldı. Kıymetli araştırmacı-yazar M. Fatih Çıtlak Hocamızla yaptığımız röportajda ise tasavvufun bizlere önerdikleri, tasavvuf anlayışının yanlış ve kasıtlı değerlendirilmesiyle beraber, tasavvufu İslâm ahlâkının dışında görmenin vahim neticelerini konuştuk.
Bu sayımızda ayrıca, Bandırmalı Ali Öztaylan ve Osman Hulûsi Efendi hakkında, bu kıymetli zâtların ruhâniyetleriyle alâka kurabileceğiniz birbirinden lezzetli yazıları ve Nakşibendiyye ile alâkalı ilgi çekici mevzuları konu alan diğer birçok yazıyı zengin görsel malzemeler eşliğinde okuma fırsatı bulacaksınız.
Cenâb-ı Hakk’ın rızası, insanlığın felahı için can u başla hizmet edenlerden Allahu Zü’l-Celâl Hazretleri razı ve hoşnud olsun. Şâh-ı Nakşibendî Hazretleri(k.s.)’nin şefaat ve himmetleri üzerimize sâyebân olsun vesselâm…

editör

Be Sociable, Share!