Keşkül Dergisi 18. Sayı: Kâdiriyye

“Seyyah Olup Şu Âlemi Arasan, Abdülkâdir Gibi Bir Er Bulunmaz”

Tasavvufun gayesi nefsin tezkiyesi, kalbin tasfiyesi ve neticede ruhun tahliyesiyle öze, hakîkate ve son menzilde Allah’a ulaşmaktır. Bu gayeye ulaşmak için Resûlullah’ın ahlâkıyla ahlâklanıp, aşkın rehberliğinde bir ömür sırat-ı müstakîm üzere olabilmek icab eder.

 

 

 

 

Bizi maksuda götürecek yollar olarak tanımlayabileceğimiz tarîkatlar bizler için güvenli güzergâhlar sunar. Suyun kaynağı birdir fakat herkes kendi meşrebine göre bir yol seçip insan olmanın hakîkatte ne mânâya geldiğini fark etmek için o yola revan olur. Temiz bir aynada aslını görmek, içindeki hazinenin kapağını aralamak için…

İşte bu nurlu yollardan birisi; Gavsü’l-â’zâm, Sultanü’l-evliya, Kutbu’l-aktab, Bazü’l-eşheb, Gavsü’s-sakaleyn Abdülkâdir Geylânî Hazretleri tarafından tesis olunan Kâdiriyye tarîkatıdır ki neş’et ettiği XII. yüzyıldan itibaren geniş bir coğrafyaya yayılmış ve bu şekilde günümüze değin devam etmiştir. Seyyid Abdülkâdir Geylânî Hazretleri’nin hâl-i hayatında teşekkül etmeye başlayan tarîkatı, kendisinden ilim ve tarîkat terbiyesi almış evlatları ve halîfeleri vasıtasıyla o dönemde Irak ve civarına, Şam, Halep, Mısır ve Yemen’e kadar ulaşmıştır. Oradan Kuzey Afrika, Hindistan, Orta Asya, Anadolu ve Balkan topraklarına yayılarak, o bölgelerde yaşayan Müslümanların maddî ve mânevî yaşantısına yön veren önemli tarîkatlardan biri olmuştur. Bizim coğrafyamızın Kâdiriyye tarîkatıyla buluşması ise XV. yüzyılda Eşrefzâde Rûmî Hazretleri eliyledir. Daha sonra XVII. yüzyılda, tarîkatın Rûmîyye kolunun pîri İsmail Rûmî Hazretleri’nin faaliyetleri sonucu, başta İstanbul olmak üzere Anadolu’da neşv ü nemâ bulmuştur.
Bu sayımızda Kâdirilik çerçevesinde pek çok değerli yazı bir araya geldi. Prof. Dr. Süleyman Uludağ, ‘nefs’ kavramının muhtevası ve özellikleriyle ilgili bir yazı kaleme alırken Emin Işık bu kez, genel bir çerçevede ele aldığı tekke ve tarîkatlar hakkında muhtasar bir malûmat içeren yazısıyla katkıda bulundu. Abdülkâdir Geylânî Hazretleri ve eserleri hakkında kapsamlı araştırmaları bulunan ve Hazret-i Pîr’in altı ciltlik kayıp tefsirini ortaya çıkaran Muhammed Fâdıl Ceylânî, temiz nesebinden geldiği Gavsü’l-â’zam Abdülkâdir Geylânî Hazretleri’nin hayatını, toplumsal hâdiseler karşısındaki tutumunu, ilme, insana ve insan yetiştirmeye verdiği ehemmiyeti ve bu husustaki faaliyetlerini yazdı. Prof. Dr. Dilâver Gürer, Hz. Abdulkâdir Geylânî’nin Efendimiz (s.a.s.) ile ilgili bir yazısının tercümesiyle aramızda olurken Prof. Dr. Mustafa Kara Bosnalı bir Kâdirî şeyhi olan Hasan Kâimî Baba’yı bizlere tanıttı.
Dr. Hasan Basri Öcalan, Bursa’da Kâdiriliği irdeledi. Dr. Adalet Çakır ise en yaygın tarîkatlardan biri olan Kâdiriyye’nin Anadoluda’ki yol haritasını tahlil etti. Hümeyra Uludağ, Tarîkat’ın zaman içinde geliştirdiği sembolik dil ile bu dilin giyim-kuşam, mimarî ve hat sanatı üzerindeki yansımalarını değerlendirdi. Bursa Numâniye Dergâhı son temsilcisi Mehmed Safiyüddîn Erhan Beyefendi ile yapılan röportajda Eşrefîlik, Eşrefzâde Rûmî, tekkelerden günümüze kalanlar, restorasyonlar ve daha birçok konu ile alakalı ilginç bilgiler bulacaksınız. Merhum Şemseddin Yeşil Hoca Efendi Hazretleri’nin talebeleri ve mahdumu Hüseyin Ezan Yeşil Beyefendi ile yapılan röportaj ise Hoca Efendi’yi ve hizmetlerini yakından tanımanıza vesile olacak.
Daha pek çok kıymetli yazı ve görselin bulunduğu Keşkül dergisinin bu 18. sayısı Kâdiriyye tarîkatını yakından tanımak isteyenlere ışık tutacak nitelikte.
Hazret-i Pîr, Gavsü’l-â’zâm Abdülkâdir Geylânî (k.s.)’nin himmetleri üzerlerimize sâyebân olsun.
Yeni sayılarda buluşmak ümidiyle…

Be Sociable, Share!