Gözlerin Bir İçim Su – Mustafa Kara

Gözlerin bir içim su
İçim yandı doğrusu
Öpeyim gözlerinden
Kalmaz gönül korkusu

Evliya Çelebi Bursa’yı ziyaret ettiğinde bu şehrin güzelliklerini, su ve çeşmelerini uzun uzun anlattıktan sonra sözü şöyle bağlar: “Velhasıl Bursa sudan ibarettir.” Aslında sadece “Bursa sudan ibaret” değildir. 

İnsanla hayat arasında, hayatla su arasında kopmaz bir bağ vardır. Şüphesiz insanı hayata bağlayan başka “bağ”lar da vardır. Güzel sanatlar bunların başında sayılmalıdır. Özellikle şiir ve mûsıkî Âdemoğlu ile hayat ve hakîkat arasındaki macerada çok önemli roller üstlenir. Medeniyetlerin “büyük”lerine bakıldığında şair ve bestekârların ön sırada yer almaları bundan dolayıdır. Şiirle mûsıkî öz kardeştir. Çünkü, şiiri mûsıkî güzelleştirir, mûsıkîyi şiir zenginleştirir. Onun için bazı şairlerimiz bestekârdır, bazı bestekârlarımız şairdir. Bazı sanatkârlarımız ise hem şair, hem bestekâr, hem hattat, hem de neyzendir. Şimdi esas konumuza, şiir, mûsıkî ve suyu bir araya getiren şaheserlerimize geçebiliriz. Klasik mûsıkîmizin bazı örneklerinde bu üç sevgilinin nasıl bir araya gelip bir “beste” meydana getirdiğine bakabiliriz. Çağlayan suları, selleri seyredebilir, cömert çeşmelere avucumuzu uzatabiliriz. İşte Dede Efendi’nin bestesi:

İndim yârin bahçesine gülden geçilmez,
Gülden geçtim, serden geçtim, yârdan geçilmez.

İstanbul’da doğan, Medine’de vefat eden bu Mevlevî dervişinin
bir başka bestesi şöyle başlıyor:

Sevdiceğim âşıkını ağlatır,
Gözyaşını sular gibi çağlatır.
Felek bana karaları bağlatır.

Klasik mûsıkîmizin yıldızlarından biri olan Hacı Ârif Bey ise sonbaharla sular arasındaki râbıtadan ve gözyaşından bahsediyor:

Hazân erdi sular çağlar
Köhnelendi yine dağlar
Sînemi aşk odu dağlar
Ben ağlarım dağlar ağlar.

Şair ve bestekârların duygularına hitab eden esrarlı zaman dilimlerinden biri de bilindiği gibi akşam vaktidir. İşte Cevdet Çağla’nın bestesi, Selim Aru’nun güftesi:

Bir dert gibi akşam suların koynuna indi,
Gönlümde siyah gözlerinin rengi gezindi.

Rahmi Bey’in şarkısı ise en insanî duygulardan biri olan hüzünle aynı konuya ışık tutuyor:

Akşam erdi yine sular karardı,
Gün aştı göklerin yurduna vardı
Yüceldi bulutlar dağları sardı
Çöktü bir mahzûnluk ıssız ovaya.

Güftesi Yahya Kemal Beyatlı’ya ait olan şu şarkıyı bilmeyen var mı?

Körfezdeki dalgın suya bir bak göreceksin
Geçmiş gecelerden biri durmakta derinde
Mehtap iri güller ve senin en güzel aksin
Velhasıl o ruya duruyor yerli yerinde

Mûsıkî tarihimizin en büyük şahsiyetlerinden biri olan Sadettin Kaynak da akşam vaktinin sihri ile sular arasında varolan “sevda”yı besteleriyle anlatan âşıklardan biridir.

Gölgeler indi suya
Kuşlar vardı uykuya
Gurbeti duya duya
Bugün de akşam oldu.

Makalenin devamını Keşkül Dergisi’nin 16.sayısında bulabilirsiniz.

Abonelik hakkında 0212 511 24 24 numaralı telefondan bilgi alabilirsiniz.

Be Sociable, Share!