“Efendim’i Görselerdi Bıçağı Kalplerine Saplarlardı!”

Allahü zü’l-celâl’in Hz. Âdem’e verdiği esmâlarla Muhammed Aleyhisselâm oluştu. Hz. Âdem Aleyhisselâm’da Hz. Muhammed Mustafâ’nın şahsı değil, nebîliği gizliydi. Süleyman Çelebi’nin Mevlid-i Şerîf’inde ‘Nur Bahri’ vardır. Hz. Âdem’in alnında duran nura işaret olarak,“Bil Habîbim nurudur, dedi bu nur” denir.

Hz. Âdem’in alnındaki bu nur, “müselsel-muttasıl”(silsile halinde ve birbirine bitişik) olarak Efendimiz’in bütün ecdâdında ve muhterem babası Hz. Abdullah’a kadar alınlarda durmaya devam eder. İşte bu nurun verdiği güzellik sebebiyle bütün Arap genç kızları Hz. Abdullah ile evlenmek ister, ancak bu, Hz. Âmine Vâlidemiz’e nasib olur. Dolayısıyla nur, Hz. Âmine Vâlidemiz’e geçer. Daha önceden Âmine Vâlidemiz’i tanıdıkları halde böylesine güzel olduğunu fark edemediklerini gören Arap delikanlıları “Keşke Âmine’yle ben evlenseydim!” demişlerdi. Hâlbuki, O’nun o güzelliği nûr-i Muhammedî’dendi. Hz. Âmine’den Efendimiz Aleyhisselâm doğacak ve nur, hakîkî sahibini bulacaktır. Öyle de oldu. Hz. Peygamber alnında bu nurla doğdu. O şimdiye
kadar doğmuş en güzel insanoğludur. (Hatırlayalım: Hz.Yusuf kıssasının anlatıldığı bir mecliste Hz. Ayşe Vâlidemiz de vardır. Vâlidemiz, “Mısırlı kadınlar Yusuf’un güzelliği karşısında ellerini kestiler. Benim Efendim’i görselerdi, o bıçakları kalplerine saplarlardı.” buyurmuştu.)

Kadın Erkekle Eşit Değil Erkeğe Üstündür

Bu incelikler bilinmediğinden, kadın ve erkek, eşitlik adına bir kavganın iki tarafı kılınmışlar. Hâlbuki kadın erkekle eşit değil, erkeğe üstündür. Cennet babaların değil, annelerin ayakları altındadır.1 İslâm’da denge esastır. Resûlullah Efendimiz bir hadîs-i şerîfinde, “Eğer Allah, kendisinden başkasına secde edilmesini yasaklamasa idi, bütün zevcelere, kocalarına secde etmelerini emrederdi.” şeklinde buyururken, bir diğer hadîsinde şöyle diyor: “Karısının rızâsını kazanmadan âhirete göçenler, benim yanıma gelemezler.” Yine Efendimiz bu hususta, Hz. Fatma ile Hz. Ali’nin nikâhında şöyle konuşur: “Ey Fâtıma, ey yavrum, ey gözümün nuru, seni Ali ile evlendireceğim ama ona câriye olursan. Ey Ali, kızımı seninle evlendireceğim, ama ona köle olursan.” Evet koca, karısına köle olduğu miktarda efendidir; karı, kocasına câriye olduğu miktarda hanımefendidir.

Nûr-i Muhammed

Kâinatın yaradılışında şöyle bir ‘haber’ anlatıldığına işaret etmiştik. Cenâb-ı Hak kendi nurundan bir nur ayırdı. (Burada geçen tâbirler dikkat istiyor.) Zâtından, ruhundan değil; nurundan bir nur ayırdı ve o nura “Muhammed ol!” dedi. Bu emir üzerine o nur insan şeklinde tecessüm etti, cisimlendi ve hemen dile gelip “Lâ ilâhe illallah” dedi. Allahu Teâlâ cevap verdi; “Muhammedun Resûlullah…”

Makalenin devamını Keşkül Dergisi’nin 15.sayısında bulabilirsiniz.

Abonelik hakkında 0212 511 24 24 numaralı telefondan bilgi alabilirsiniz.

Be Sociable, Share!