Abdest – Mustafa Kutlu

Ab sudur ve dest el. Su ile elin birleşmesinde ne var? Bir sevda, bir hasret, bir kavuşma arzusu. Cenâb-ı Hakk “Biz canlı olan her şeyi sudan yarattık.” buyuruyor.

Oysa insanın aslı topraktır bilirsiniz. Lâkin biraz suyla karışmış bir toprak, düpedüz balçık yani.

Toprakla su birbirinden uzak düşmüş Âdem ile Havva gibidir. Gün geçer hasret koyulaşır. Su başını taştan taşa vurup asırlar boyu âvâre dolaşır. Güneşin altına gerilen toprak bağrını şerha şerha yararak vuslat gününü bekler. Âb sudur ve dest el. Toprakla suyu kavuşturan kudrete binlerce şükran.

 

Ne görkemli buluflmadır o; can kuşu kanat çırpar, her yönden bereket fışkırır. Hayat denilen anlaşılmaz o şey orada beliriverir;
tohum çatlar, çocuk doğar, çimenin yeşil ucu toprağı yarıp çıkar. İşte bu harekettir, canlanmadır; gafletten, ataletten, meskenetten kurtuluştur. Abdest alan mü’min suya kavuşmuş toprak gibidir. Âzâları üzerinden geçerken serin sular; kuru gövdeden yapraklar, çiçekler göverir. Bütün bu çabalama, bu hazırlık Hakk’ın huzuruna çıkılacağı içindir. Abdest namazın kapısı değil midir? Hakk’a varan kişi içini ve dışını temizlemiş olmalı değil midir? İşte abdest bizi temizler. İçimizi, dışımızı nur ile doldurur. Ellerimizi yıkarken, bu ellerle ne günahlar işlediğimizi biliriz.

Makalenin devamını Keşkül Dergisi’nin 16.sayısında bulabilirsiniz.

Abonelik hakkında 0212 511 24 24 numaralı telefondan bilgi alabilirsiniz.

Be Sociable, Share!