Keşkül Dergisi 37. Sayı: Balkanlar Ve Rûmeli

Keşkül 37_Kapak‘Rûmeli’ Diye Yazılır, ‘Osmanlı’ Diye Okunur

Bir zamanlar hepimiz cihanşümul bir devletin çocuklarıydık. Anadolu’su, Rûmeli’si, Filistin’i, Suriye’si, Kırım’ı hepsi bir bütündü. O sebeptendir ki kimimizin bir tarafı Arap bir tarafı Boşnak’tır; kimimizinki Arnavut, kimimizinki Ahıska Türkü… Günün birinde dedemizin evlâd-ı Fâtihân’dan olduğunu öğreniriz de bir meraktır alır yazının devamı için tıklayın…

Keşkül Dergisi 36. Sayı: İstanbul’un Sırrı

İslâm medeniyetinin Osmanlı’da tecelli ettiği, görünür olduğu şehirdir İstanbul. Bu sebepledir ki İslâm coğrafyasında en çok câmi, mescid, tekke ve zâviyenin bulunduğu beldedir. Medeniyetin bu Osmanlı yorumunda maya âdetâ ‘aşk’tır ve Kostantinopol o maya ile yeniden yoğrulup İslâmbol olmuştur.Başta Eyüp’te Mihmândâr-ı Resûlullah Hz. Hâlid ebâ Eyyûb el-Ensârî ve Fatih’te yine Efendimiz (s.a.s.)’in “Ne güzel kumandandır.” diye müjdelediği Fatih Sultan Mehmed Han birer alemdir. yazının devamı için tıklayın…

Keşkül Dergisi 35. Sayı: Şehîdlik ve Şehadet

Keskul 35 kapak
“Ruslar Erzurum’dan çekilirken, dinimden dönmem diyen bir er kişiyi katran dolu kaynar kazana sarkıtmışlar. Tam bu esnada müstesnâ binlerce çiçeğin bulunduğu bir bahçe açılmış önüne ve Havz-ı Kevser’den ikram edilmiş. Dudakları Havz-ı Kevser’e değer değmez kendisini yerde bulmuş. Meğer o sırada dudakları katrana değiyormuş ve askerimiz yetiştiği için Rusların elinden kurtulmuş. O günden sonra bir şehîd haberi duyduğunda “Oh oh oh!” der ağzını şapırdatırmış.” yazının devamı için tıklayın…

Keşkül Dergisi 34. Sayı: Cemaat-Cemiyet-Millet

00-Keskul-34-kapakYr-1
Ecdâdın kendi gök kubbemiz düşüncesini yansıtan ve her zamanki gibi ince bir san’at zevkinin ürünü olan kapağıyla raflardaki yerini alan Keşkül Dergisi, 34. sayısıyla içtimâî hayattan uzak olmadığını bir kez daha gösterdi. Ve gündemdeki konuları ‘Kendi gök kubbemiz’ ekseninde işlediği yeni sayısında, ferdin cemiyete hizmet için yaşadığı o gök kubbeden nasıl uzaklaştığımızı gözler önüne seriyor. yazının devamı için tıklayın…

Keşkül Dergisi 33. Sayı: Hazret-i Pîr Mevlânâ Muhammed Celâleddîn-i Rûmî

00 Keskul 33

HZ. MEVLÂNÂ’NIN HAKK’A VUSLATININ 741. YILDÖNÜMÜ’NDE

KEŞKÜL DERGİSİ’NDEN HZ. PÎR İÇİN YENİ BİR SAYI DAHA…

Yaşadığı 13. asra ve günümüze kadarki tüm zamanlara mührünü vurmuş bir sûfî: Hazret-i Pîr Mevlânâ Celâleddîn Rûmî… Ve onun yolu Mevlevîlik… Mevleviyye için Hazret-i Mevlânâ’dan sonra oğlu Sultan Veled Hazretleri’nin tesis ettiği bir tarîkat vurgusu yapılır. yazının devamı için tıklayın…

Keşkül Dergisi 32. Sayı: Mürîd Mürşid İlişkisi

Keskul 32 KAPAK

MÜRŞİD ELİNDE MÜRÎD

GASSAL ELİNDE MEYYİT GİBİ OLMALIDIR
KEŞKÜL’ÜN 32. SAYI KONUSU: MÜRÎD MÜRŞİD İLİŞKİSİ

Tasavvuf insan yetiştirir, gaye insana kendini bildirerek ahlâk-ı Muhammediyye’yi giydirmek ve bu istikamet üzere Allah’a vâsıl etmektir. İşte bu süreç, hakîkî bir mürşidin nazarı ve tasarrufu altında geçer. Seyr ü sülûk da denilen bu çetin yolculuk, kişinin kâmil bir mürşide bağlanmasıyla başlar ki, bu da mânevî bir emir yazının devamı için tıklayın…

Keşkül Dergisi 31. Sayı: Derviş Çeyizleri

00-Keskul-31“EDEB BİR TÂC İMİŞ NÛR-İ HUDÂ’DAN
GİY OL TÂCI EMÎN OL HER BELÂDAN”

Padişahlar altına, gümüşe ve bakıra damga vururlar, ki hangi padişahın akçesidir ayân olur. Mürşid-i kâmil olan zâtlar da fukarâsı belli olsun diye mürîdlerine damga-i nişan verir, bunun da ismini tâc ve sikke tâbir ederler. Dervişin vücûdu bir şecere (ağaç)dir, yazının devamı için tıklayın…

Keşkül Dergisi 30. Sayı: DUÂ VE VİRDLER

Keskul 30 KapakDuâ üzerine kurulmuş ve duâ ile kuşatılmış hayatımızda duânın yerini fark etmek, mânâsına vâkıf olabilmek için Keşkül Dergisi’nin 30. sayısını duâ ve virdlere ayırdık. Duâ etmenin önemi, insan üzerindeki tesirleri, duânın bâtınî anlamı, ecdâdın duâ üzerine edebiyatta, san’atta verdiği eserler, tarîkat virdleri, vird edinilen salavâtlar, kasîdeler, münâcâtlar… yazının devamı için tıklayın…

Keşkül Dergisi 29. Sayı: HZ. PÎR SEYYİD YAHYA ŞİRVÂNÎ

UNESCO geride bırakmak00 KAPAK29-ta olduğumuz 2013 yılını, vefatının 550. yılı olması sebebiyle ‘Seyyid Yahya Şirvânî Yılı’ ilan etmişti. Bu çerçevede 2013 yılı içerisinde Azerbaycan ve Türkiye’de Seyyid Yahya Şirvânî Hazretleri adına sempozyumlar düzenlendi. Bu etkinlikler, Türkiye ve Azerbaycan’ın ortak değerlerinin ön plana çıkarılması açısından önemliydi. Ayrıca stratejik işbirliği noktasında devletler nezdinde atılmış tarihî bir adımdı. yazının devamı için tıklayın…

Keşkül Dergisi 28. Sayı: RİFÂİYYE

 

Sultânü’l-Evliyâ Ahmed Er-Rifâî00 KAPAK28-Y-m
Vârisü’l-Enbiyâ Ahmed Er-Rifâî
Fahr-i Kâinât Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem’in nurlu soyundan gelen Seyyid Ahmed er-Rifâî Hazretleri’nin Irak’ın Vâsıt şehrinde XII. yy’da tesis ettiği Rifâiyye yolu; zaman içinde başta Orta Doğu olmak üzere dünyanın dört bir tarafına ulaşırken, XIII. yy gibi erken bir tarihte Anadolu’da; Kayseri, Samsun güzergâhını takip ederek bu coğrafyayı mayalayan ilk tarîkatlardan biri olmuştur.

yazının devamı için tıklayın…