Keşkül Dergisi 43. Sayı: Su Medeniyeti

KEŞKÜL DERGİSİ’NİN 43. SAYISI: SU MEDENİYETİ

Sûfîler suyu, Hak’tan akıp gelen feyze, berekete, nimete, ilme, ma’rifete ve kalbin manevî hallerine benzetir ve suyun temizleme özelliğine bilhassa vurgu yaparlar. Su bir şifa kaynağıdır, maneviyat suya sirayet eder. Bu sebeple ki suyun bir hafızasının olduğu ve bilgiyi taşıdığı gerçeği bilim için yenidir, sûfîler için bu, hep bilinen bir gerçek olmuştur. Bu yüzden maddî manevî hastalığı bulunanlar, her dâim mânânın sirâyet ettiği sudan şifâ bulmuştur, bulmaya da devam etmekteler.

yazının devamı için tıklayın…

Keşkül Dergisi 42. Sayı: Devlet

“DEVLETİMİZ ADL İLE TÂ KIYAMET PÂYİDAR OLSUN”

KEŞKÜL DERGİSİ’NİN 42. SAYISI: ‘DEVLET’

Kadîm medeniyetimizde devlete itaat etmek, Allah’a itaat etmek gibidir. Âlemin merkezindeki sultân, yeryüzünde Allah’ın gölgesidir. Mensubu bulunduğu milletin mücessem hali olan sultân, Allah Teâlâ’nın emirlerini uygular. Ve din, devlet ve millet üçlüsü birbirinin tamamlayıcısıdır.

 

 

yazının devamı için tıklayın…

Keşkül Dergisi 41. Sayı: Yemek Âdâbı Lokma

“MUHABBET ADAMI DA PİŞİRİR YEMEĞİ DE”

“TASAVVUFTA LOKMA” KEŞKÜL DERGİSİ’NİN 41. SAYISINDA

Dervişlik mesleğinde olanların yanı sıra asırlarca fakir fukaranın, kimsesizlerin, maddî manevî müşkülü ve psikolojik problemleri bulunanların sığınağı olan tekkelerher sosyal statüden insanın muhabbetle edeb tahsil ettiği mekânlar olmuş, kurulan bereketli sofralarda yenilen lokmalarla doyan insanlar, yine bu emsalsiz mekânlarda kurulan irfan sofralarından nasibdar olmuştur.

 

yazının devamı için tıklayın…

Keşkül Dergisi 40. Sayı: Yeseviyye

UNESCO’nun, Hoca Ahmed Yesevî Hazretleri’nin vefatının 850. yıldönümü nedeniyle 2016-2017 yılını Ahmed Yesevî Yılı ilan etmesiyle birlikte yıl boyunca çeşitli sempozyumlar ve etkinlikler düzenlendi. Karar kapsamında yapılan bu sempozyum ve etkinliklerin büyük çoğunluğu Ahmed Yesevî Hazretleri heterodoks muydu, değil miydi; efsane miydi gerçek miydi demekten öteye geçemese de UNESCO’nun aldığı bu tür kararlar, hem hâfızaları diri tutması açısından çok önemli hem de güzel çalışmaların yapılmasına vesile oluyor.

 


yazının devamı için tıklayın…

Keşkül Dergisi 39. Sayı: Hicâz Edebi

keskul39“MÜBAREK BELDELERİ ZİYARET EDENLER ÜMMETİN ELÇİLERİDİR”

‘HİCÂZ EDEBİ’ KEŞKÜL’ÜN 39. SAYISINDA

 

“Coğrafî olarak Mekke-i Mükerreme, Medîne-i Münevvere ve Cidde sancaklarından oluşan Hicâz vilâyeti, iki haremi ifade eden Haremeyn tâbiriyle anılmış, genellikle Haremeyn-i Şerîfeyn, Haremeyn-i Muhteremeyn ve Haremeyn-i Muharremeyn diye vasıflandırılmıştır.

yazının devamı için tıklayın…

Keşkül Dergisi 38. Sayı: Vakıf Medeniyetimiz

keskul-38“VAKIF MEDENİYETİMİZ VE AŞK İLE HAKK’A YÜRÜYEN VÂKIFLAR”

KEŞKÜL’ÜN 38. SAYISINDA

Manevî işlerini kendi keyfine bırakmayan ecdâdımız, bu nev’î işleri bir müessese haline getirerek disipline etmiştir. Bu minvalde vakıf ve vakfetmek fiili maddî sahadanmış gibi algılansa da aslında muhabbet temelli manevî bir yapılanmaya işaret eder. Bu sebepledir ki vakıflar Osmanlı medeniyetinin ana damarlarından biri olmuştur. yazının devamı için tıklayın…

Keşkül Dergisi 37. Sayı: Balkanlar Ve Rûmeli

Keşkül 37_Kapak

‘RÛMELİ’ DİYE YAZILIR, ‘OSMANLI’ DİYE OKUNUR

Bir zamanlar hepimiz cihanşümul bir devletin çocuklarıydık. Anadolu’su, Rûmeli’si, Filistin’i, Suriye’si, Kırım’ı hepsi bir bütündü. O sebeptendir ki kimimizin bir tarafı Arap bir tarafı Boşnak’tır; kimimizinki Arnavut, kimimizinki Ahıska Türkü… Günün birinde dedemizin evlâd-ı Fâtihân’dan olduğunu öğreniriz de bir meraktır alır yazının devamı için tıklayın…

Keşkül Dergisi 36. Sayı: İstanbul Sırrı

İslâm medeniyetinin Osmanlı’da tecelli ettiği, görünür olduğu şehirdir İstanbul. Bu sebepledir ki İslâm coğrafyasında en çok câmi, mescid, tekke ve zâviyenin bulunduğu beldedir. Medeniyetin bu Osmanlı yorumunda maya âdetâ ‘aşk’tır ve Kostantinopol o maya ile yeniden yoğrulup İslâmbol olmuştur.Başta Eyüp’te Mihmândâr-ı Resûlullah Hz. Hâlid ebâ Eyyûb el-Ensârî ve Fatih’te yine Efendimiz (s.a.s.)’in “Ne güzel kumandandır.” diye müjdelediği Fatih Sultan Mehmed Han birer alemdir. yazının devamı için tıklayın…

Keşkül Dergisi 35. Sayı: Şehîdlik ve Şehadet

Keskul 35 kapak
“Ruslar Erzurum’dan çekilirken, dinimden dönmem diyen bir er kişiyi katran dolu kaynar kazana sarkıtmışlar. Tam bu esnada müstesnâ binlerce çiçeğin bulunduğu bir bahçe açılmış önüne ve Havz-ı Kevser’den ikram edilmiş. Dudakları Havz-ı Kevser’e değer değmez kendisini yerde bulmuş. Meğer o sırada dudakları katrana değiyormuş ve askerimiz yetiştiği için Rusların elinden kurtulmuş. O günden sonra bir şehîd haberi duyduğunda “Oh oh oh!” der ağzını şapırdatırmış.” yazının devamı için tıklayın…

Keşkül Dergisi 34. Sayı: Cemaat-Cemiyet-Millet

00-Keskul-34-kapakYr-1
Ecdâdın kendi gök kubbemiz düşüncesini yansıtan ve her zamanki gibi ince bir san’at zevkinin ürünü olan kapağıyla raflardaki yerini alan Keşkül Dergisi, 34. sayısıyla içtimâî hayattan uzak olmadığını bir kez daha gösterdi. Ve gündemdeki konuları ‘Kendi gök kubbemiz’ ekseninde işlediği yeni sayısında, ferdin cemiyete hizmet için yaşadığı o gök kubbeden nasıl uzaklaştığımızı gözler önüne seriyor. yazının devamı için tıklayın…